Çarşamba, Mayıs 24, 2006

Düğün

1. Nice yiğit adımı andı her nefesinde

Yezid de âşıktı bana Sultan Bayezid de

2. Bilmem kaç binler yandı tutmak için elimi

İstemem dedikçe kefen giydiler önümde

3. Her biri hünerleriyle kandırmak istedi

İşareti göremedim hiçbir talibimde

4. Düşünürken yıllarca boşa beklediğimi

Bir gün beyaz atlı sultanı gördüm düşümde

5. Tutup elimi birden sarınca bedenimi

Bir ferahlık duydum ruhumun her köşesinde

6. Bırakmasın istediydim bu eller tenimi

Ölmek istedim doğduğum bu güzel günümde

7. Bu dokunuş iyi etti hasta ciğerimi

Öğrendim ki aşığa ilaç yokmuş hekimde

8. Bir iki kelimeyle duydum bülbül sesini

İsmimi yazılı gördüm elindeki gülde

9. Gözlerimde öyle gezdirdi ki gözlerini

Bin farklı mana okudum bomboş sözlerinde

10. Görsün o gözleri var ise benden güzeli

Billahi ne meyve kalır ne parmak elinde

11. Doksan dokuz portakalı denese kesmeyi

Bıçak ya kesmez ya derin iz açar deride

12. Beni dahi benden etti o erkek güzeli

Edirne’si yetmez gibi taht kurdu gönlümde

13. Çok seneler geçse de unutmam o geceyi

O gece tattığımı kim tatmış ki ömründe

14. Sabah bir derenin içine döktüm derdimi

Elinde güllerle yârimi gördüm gözgüde

15. Öğrenmek istedim şu rüyamın hikmetini

Kalender düğün var dedi üç vakit içinde

16. Şimdi nasıl affedeyim kayınpederimi

İnsan hiç muradını arar mı gelininde

17. Unuttum kaç yol vuslata dua ettiğimi

Gözyaşımı gören olmuş tâ Çanakkale’de

18. Kulu görürde Rabbim hiç görmez mi acizi

Mah ile Şemsi bir gösterdi karşı vadide

19. Binlerce şahitle gelip istediler beni

Yüzlerce şehitle nam saldılar bu emelde

20. Bin dedim atına sür dört nala yüz denizi

Yık yiğit erim elli düşmanı üç darbede

21. Beni aldığı gece Ferhat sandı kendini

Resmimi çizdirdi garplı ressama düğünde

22. O sarı saçım mavi gözüm beyaz tenimi

Görmese kırk yıl yaşlanır kısa bir senede

23. Dedesi gibi o da âşık sandı kendini

Mecnun’a özenip yıllarca gezdi çöllerde

24. At sırtında geze geze ömrünü tüketti

Milyon kere kahroldu çıktığı her seferde

25. Koydu aklına bulmayı ben kadar güzeli

Aklından oldu fethettiği her bir şehirde

26. Eğildim anlatmaya bildiğim en selimi

Fısıltım çınladı kulağındaki küpede

27. Belde-i Mübarekleri unutup dedim ki

Bilmez misin gafil eşim yoktur bu âlemde

28. Çekti yıllar evvel bu âlemden eteğini

Boğulsun bundan gayrı maşukuyla rahmette

29. Hocanın dediğini unuttun mu ey Sâki

Meyhaneyi kapatan gark olurmuş lanete

Mehmet Sâki

Hiç yorum yok: