Cumartesi, Mayıs 13, 2006

Leylâ'ya Mektuplar 1

Bu mektup yazarının okuruna yazmakla yaptığı büyük bir hatanın mahsulüdür ve yazar gayr-ı ihtiyari kaleme aldığı bu mektupla maluldür.

Leyla Hanımefendi,

Sizi bu kayda alınmaz sözlerim hatta laflarımla rahatsız ettiğim için evvela özür dilerim. Bu mektupçuğu yazmak cesaretini bulmaklığımı ise size duyduğum tarifi imkânsız muhabbete veriniz.

Leyla Hanımefendiciğim,

Size aşkımı nasıl isbat edeceğimi bilmeden, bulamadan ve hatta hiçbir şey düşünemeden yazıyorum bu satırları. Şu an sadece bir tek şeyi düşünebiliyor ve görebiliyorum: Gözümün önünde uçuşan manasız kelimelerin arasında bana en çok anlam katan, o meftunu olduğum gözleriniz. Öyle bir haldeyim ki, ben dahi kim olduğumdan habersizim, bir bildiğim sizsiniz. Öyle bir haldeyim ki, sizden dahi soyutlanmışım; hayalinizle vakit geçirmedeyim, gözlerinizi seyirde, konuştuklarınızı anlamadan sizi dinlemedeyim. Hayatımda hiç görmediğim yaşamadığım bir mekânda şu ana kadar hiç yaşamadığım duygular içindeyim.

Gözleriniz medfun etti, beni. Son geçirdiğimiz günden bu yana ne vakit soluk alsam aklımdasınız. Tekrar görüşmek ümidiyle tanışmamıza vesile olan ahbaplarla günlerdir gezdim, lakin isminize bile rastlamadım. Sokak tabelalarında okuduğum çiçek isimlerinden başka. Mizacım hilafı birçok yerlere gittim lakin yine size rastlamak bahtiyarlığına erişemedim.

Efendim, Sultanım,

Perişanım. Sebebim olacaksınız. Ben bende değilim. Gözleriniz ne latif ki, incitmiyor hayallerimi bile. Ancak yine o gözleriniz ne vahşi bir derya ki, boğulmaktan kurtulamıyorum rüyalarımda bile.

Leyla,

Bir kez daha görüşmekle öyle mesud olacağım ki, bin defalar gözlerinde boğulmaya razıyım. Razıyım bin gece uykusuz kalmaya, yeter ki bir defa daha gözlerine dalayım.

Ah! Leylacığım,

Bunları okuyacağın ihtimali bile korkutuyor beni. Titriyorum, ateşler içinde kavruluyorum. Nasıl ki karanlığa bakmak korkutur bizi, işte öyle bir duyguyla kafamı göğe kaldırıp bakamıyorum: Yıldızlar üstüme dökülecek sanıyorum, seni orada görmekten kokuyorum. O tabloya bakarken sekte-i kalpten ölürüm diyorum. Bakamıyorum, yazamıyorum; yazsam da sana hiçbir şey yollayamıyorum. Eğer bu mektup seleflerinin akıbetine uğramaz da senin eline ulaşırsa ve ben daha terk-i diyar etmemişsem lütfen bir kerecik olsun sana olan duygularımı bilerek yüzüme bak, gözlerimi gör, gözlerini bir defa daha göster.

03.00

20.03.2006

Bağcılar

Hiç yorum yok: