Âh’ım, Kararım, Fermanım,
Leylâ.
Her mektubum başlaması zor çetin bir yol. Karanlık, Leylâ, hâlâ korkutuyor beni. Benim karanlıklardaki fenerim sensin. Sensin bana aşılmaz yollarda yön veren. Gözlerine rabıtam bir an kesilse ya adım atamam ya ayağa kalkamam. Gözlerine gözlerin olmadan dalamam.
Çatık kaşların kumandanı Leylâ,
Askerlik zor derlerdi, değilmiş. Ben senden idmanlıyım, hamdolsun. Bütün emirlere alışığım. Hiçbir azar bozamaz moralimi. Yemeden yaşamak zaten âdetim oldu. Sırtıma dünya yüklense gönlümden ağır basmaz. Aklımda sen varken, ey âfitâbım, uyumak askerde de gaflet. Ölümden korkmak senden geçmek demek. Nöbetler sivil hayatımı hatırlatıyor, evinin etrafında sabahlar ederdim de seni bir yol görünce bahtiyar olurdum.
Çılgın gözler amirali Leylâ,
Dün gece, her gece, akşam ve gecelerce nöbetteyim. Önce güneş batıyor, gözlerin kayboluyor ve ufukta saçların savruluyor. Düşman gelse sen sanarım, silahım kalkmaz. Öyle ki, ben bende değilim ya da bende olan yalnız ben değilim. Benden ne çıksa içinde sen olur bana ne gelse bende sen olur. Sigara içerken düşünürdüm: Leylâ’m nefesim midir sigaranın dumanı mıdır? Ya ben neyim? Bilsem de o ikisini ayırabilir miyim birbirinden?
Yâni gözümün nûru, varlığımın şuuru Leylâ,
Ben dün gece sende kaldım. Ben her gece, gecelerce, gün ve günlerce sende kaldım. Beni benden etme Leylâ. Sana senden haber yolla Leylâ.
12.03.2008
Güneşli.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder